Türkiye’de Ateizm

Türkiye’de Ateizm

İnternetten önce Türkiye’deki ateist fikirler belli başlı birkaç isim dışında (Turan Dursun ve İlhan Arsel) neredeyse mevcut değildi. Bu kişiler de açıkça islami kaynaklara dayalı yazdıkları için ve felsefi bir anlamda ateist fikirlerin dile getirilmesinden ziyade, islam dininin insan yapısı olduğu noktasına vurgu yaptıkları için fikirleri bu kadar duyulmuş ve dikkat çekmişti.

Evrenin varlığından bir Tanrı’nın sorumlu olup olmadığını bilimsel ve felsefi anlamda sorgulayan başka bazı yayınlar ve kitaplar olmasına rağmen, açıkça ateist düşüncenin ve felsefenin tanıtımı ve savunusu neredeyse mevcut bile değildi diyebiliriz. Ya da mevcut idiyse bile, sadece bu tür derin kitapları okuyup takip edebilecek çok kısıtlı bir kesime ulaştığı için, Türkiye’de ateizm çok zayıftı diyebiliriz.

Son 10 yıldır ise, internetin verdiği imkanlar sayesinde, en azından sanal ortamda gözle görülür bir ateist yapılanma gerçekleşmiştir.

Ateist fikirler ilk defa cesurca, ifadeleri gereksiz yere yumuşatmaya gerek kalmadan, olduğu gibi ve net olarak insanlara ulaştırılabilmektedir.

Bu cesur yaklaşımın ise, karşı taraftan gelebilecek itirazların ne derece çürük olduğunu takip eden çoğu objektif kişiye açık olarak gösterdiği söylenebilir.

Teist fikirlerin ateizm karşısında denk farzedilmesi ve insanların dini dünya görüşü ve bakış açısını elle tutulur birşeyler zannetmeleri, ateist fikirlerin daha önce cesur olarak ifade edilememiş olmasından kaynaklanmaktadır.

Din karşıtı fikirler toplum önünde çekinerek ve yumuşatılarak sunulmak zorunda kalınmıştır çoğu zaman. Hatta ateist olduğu açık olan pek çok aydın, gazeteci ve yazar yorumlarına önce bir islamı överek başlamak durumunda hissetmiştir kendilerini çoğu kez. İslama saldırmamış fakat laikliği savunmuşlardır. Fakat bu tarz bir laiklik savunusunun da zayıf kalacağı açıktır. Çünkü karşı tarafın tezleri, muhafazakar halka daha ikna edici görünecektir o zaman. Eğer islamın iyi ve güzel bir din olduğu ve ilahi olduğu açıksa, o zaman hangi gerekçeyle laiklik savunulabilir ki?

Karşı tarafın fikirleri daha mantıklı olur o zaman. Onlar ne diyor? Diyorlar ki “Kuran Allah katındandır. İnsanlar hata yapar ama Allah yapmaz. İnsan yapısı düzeni mi seçeceksiniz, Allah yapısı olanı mı?”

Bu teze güçlü ve mantıklı bir itiraz mümkün olmaz, eğer lafa İslam’ı överek başlarsan.

Durum net olarak, olduğu gibi söylenmelidir. Bunun ise net bir ateist söylemden başka bir yolu yoktur. (Ya da ateist değilse de non-teist söylem diyelim ki agnostik ve deistleri falan da kapsasın).

Bu yüzden, ateist hareketin güçlenmesi, sadece sanalda kalmayıp başka alanlara da yayılması önemlidir.

Tabi ateist dernekler, TV kanallarında ateist içerikli programlar ve ateist radyolar, vs gibi fikirler Türkiye ortamında ne kadar gerçekçidir tartışılır.

Fakat bunlara kalkışılmazsa, insanların bu fikirlere tolerans edebilecekleri durumun ortaya çıkmasına da imkan yoktur. İnsanlar, ateizme bilmedikleri için karşıdırlar. Ateizmin bir tür sapık düşünce, ahlaksızlığa yol veren bir bakış açısı, vs olduğu gibi fikirler muhafazalar kesim içinde yaygındır. Bunlar ise cahillikten ve ateizm aleyhine propaganda yapan dinci kesimin sesinin bizimkine göre çok daha güçlü duyulmasından kaynaklanmaktadır.

Bu cehaletin ortadan kalkması da yine bu bahsettiğim çabalarla olur. Bunun başka yolu yoktur. Sihirli bir şekilde, bir anda insanların artık bu fikirlere tolerans gösterecekleri bir durumun oluşması mümkün değildir.

Fakat bu konuda işimiz zordur. Kendi adıyla, sanıyla, gerçek kimliğiyle, çekinmeden gerçek hayatta ateist kimliğini kabul edip bu konuda konuşacak ve söylem verecek kişiler bulmak zordur. Çünkü, toplumun bu fikirlere tolerans gösterecek duruma gelmesinden önce, pek çok cesur kişinin büyük zorluklar çekeceği, belki hayatlarının tehlikeye gireceği açıktır. Bu toplum, dine aykırı laf edenlerin kafasına kurşun sıkabilecek ve sonra da bunu alkışlayabilecek mentalitedeki insanlarla doludur.

Birileri bu riski göze almadan, bu konuda bir gelişme olmaz. Bu konuda bir gelişme olmadan ve insanlar kendilerini güvende hissetmeden de birilerinin kalkıp cesurca bu riskleri almasına imkan yoktur. Yani ortada bir kısır döngü var. İçinden ise nasıl çıkılacağı meçhuldür.

Bunun nesiller sürecek yavaş bir iyileşme ve fikirsel evrim dışında bir yolu yok malesef. Zamanında Spinoza takma isimle yazıyordu dine aykırı eserlerini.

Bizlerin de şu anda internette yaptığımız buna benzer. Fakat sadece bu yolla bu iş istenilen düzeylere gelmez, gelemez. Gerçek kimlikle ortaya çıkamamak, büyük bir zayıflıktır. Aynı zamanda da, karşı kesime bir propaganda imkanı vermektedir: “Bakın bu kişiler ateist olduklarını toplum içinde itiraf bile edemiyorlar, demek ki kabahatli olduklarının farkındalar, sapık bir fikri savunduklarının farkındalar”, vs diyerek. Kendi güvenliğinden çekindiği için böyle davranmak zorunda kalan kişinin bu tavrını, yasalara aykırı birşey yaptığı için yasalardan kaçıyor gibi bile gösterebiliyorlar. Bu durum karşı propagandada onlara bir koz vermektedir.

Örneğin ateizm.org’a olan erişimin Türkiye’den yasaklandığı dava için de aynı şey olmuştu ve sitenin yetkilileri gerçek kimlikleri ile mahkeme karşısına çıkmak istemediğinden, bu kararın devamına razı olmuşlardı. Halbuki bu karar, sadece bir ihtiyati tedbir kararıydı. Yani, şikayet konusu olan bir sitenin, içinde gerçekten kanuna aykırı birşey olup olmadığına karar verilene kadar, tedbir mahiyetinde kapatılması olayıydı bu. Ama rakibimiz olan kesim, sanki site hüküm giydiği için engellenmiş olduğu gibi bir propaganda yapabiliyorlar böyle bir durumda. Normal vatandaş da böyle görme eğiliminde oluyor tabi durumu. İşin aslını bilmeden, bilmesine de imkan olmadan.

Bereket o dönemde, bir uluslararası kampanya başlatılmış, böyle bir eylemin demokrasiye ve fikir hürrüyetine ne derece aykırı olduğunu herkese gösterilebilmiş, benzer bir eyleme tekrar kalkışılması biraz daha caydırıcı bir hale getirilebilmişti.

Geçenlerde, yine malum kesimin (HY taifesi) şikayeti ile Ateistforum ve ateizm.org için yine bir dava açılmaya çalışılmış, fakat dava sanal kişilere açılamayacağı için, davanın hedefi yapılacak birileri harıl harıl aranmış, sonunda yasa dışı elde edilen bazı bilgiler kullanılarak, Türkiye’den siteye giriş yapmış birileri bulunmuş ve sitenin yöneticisi oldukları ithamıyla bu kişiler dava edilmişti.

Bu davanın sonucunu bilmiyoruz. Fakat, sitenin sahibi Hacı’nın iğneli bir başlıkta duyurduğu gibi, sözkonusu site ABD’de host edilmektedir, yönetimi ABD’dedir. ABD’deki bir siteye ise Türkiye’de dava açılamaz. Sitenin içeriğinde ABD kanunlarına aykırı bir yön varsa, bunun tespiti ve soruşturması ABD savcılarınca, ABD’de yapılmak durumundadır.

Tabi burada maksadın ne olduğu bellidir. Maksat ateistleri, ateist kesimi rahatsız etmektir. Tabi bu, sözkonusu sitenin ne derece ses getirdiğinin ve susturmak için malum kesimin artık site katılımcılarının peşine düşecek düzeyde çizmeyi aştığının bir göstergesidir.

Türkiye’de ateist fikirlere olan tahammülün ne kadar düşük olduğunun da göstergesidir.

Gönül isterdi ki, gerçekten site yöneticilerini bulup dava etmiş olsunlar ve onlar da çıkıp bizim sitemizde yanlış birşey yoktur diyerek göğüslerini gere gere siteyi ve içeriğini savunabilsinler. Çünkü Türkiye Cumhuriyetinin fikir özgürlüğü konusundaki mevcut ilkel yaklaşımı, ve mevcut yasaların ya içeriğinin ya da yorumlanışının fikir özgürlüğüne engel teşkil edebilmesi gibi durumlara rağmen, sözkonusu sitede yasalara aykırı birşey bulmakta güçlük çekecekleri açıktır.

Ki eğer bulurlarsa, bu sadece Türkiye Cumhuriyetinin sözkonusu yasalarının veya bunların yorumlanışının ilkelliğini gösterecektir. Yoksa sitenin içeriğinde tuhaf birşeyin olduğunu değil.

Türkiye’deki çoğu ateist site, yabancı bazı ateist sitelere kıyasla çok daha uysal ve sakin içeriğe sahiptir.

Din karşıtı içerik, veya islama hakaret (her ne demekse) eğer Türkiye’de bir suçsa, o zaman merkezi ABD’de bulunan türkçe sitelerden önce, içeriğinde islama çok daha şiddetli saldırılar bulunan pek çok yabancı sitenin peşine düşmeliler. Eğer internet yoluyla ulaşılan yabancı sitelerdeki ateist içerik, gerçekten Türk kanunlarına aykırı ise, bu tür sitelerin sayısı o kadar çoktur ki, o zaman tüm interneti Türkiye’ye kapatmaktan başka çareleri yoktur. Zaten bu gidişle olay oraya gidecektir, çünkü Youtube’a, wordpress’e, Richard Dawkins’in sitesine tahammül edemeyen AKP yönetiminin internet sansürünü İran’ın uyguladığı düzeyin bile üstüne çıkarmaktan başka bir çıkar yolu yoktur, eğer bu yoldan devam etmeye kararlılarsa.

Tabi işin bir de uygar ve mantıklı yolu vardır ki, o da bu içerikleri artık tolerans edebilecek bir olgunluğa ulaşmak ve bu tür konularda açılan davaları, daha açılış sırasında reddetmek. Çünkü davalar, gerçekten yasalar gereği olduğu bile şaibeli olan gerekçelerle açılmaktadır ve maksadın aslında insanları ve ateist kesimi rahatsız etmek olduğu açıktır. Eğer bu davaların açılabilmesine imkan veren yasalar gerçekten varsa Türkiye’de, AB üyeliği hayalleri kuran Türkiye’nin zaten bu yasaları da değiştirmesi gerekmektedir.

Dinci zihniyet, antidemokratik ve çağdışı bir anlayışı savunmak zorunda hissediyor kendisini. İşte AKP’nin temsil ettiği islamcı bakış açısı ancak bu kadar demokrattır.

Gazete sahiplerine, maaşını ödediğiniz yazarlara engel olun, huzursuzluk çıkarmasınlar diyebilen bir zihniyettir bu (darbe girişimi iddiasına ikişkin son olaylardan sonra). Bu kişilerin demokratlığına ne kadar güvenebilirsiniz?

Türkiye’nin ateist fikirlere her zamankinden fazla ihtiyacı var şu anda. Cesur bir şekilde, mümkünse kendi adı ve kimliğiyle, Türk kamuoyu karşısında ateist fikirleri duyurup savunabilecek insanlara ihtiyaç var.

Bu sitenin takipçilerine buradan sesleniyorum. En azından kendi yakın çevrenizde, lütfen bu konularda aktif olun. Cesurca konuşun ve fikirlerinizi söylemekten çekinmeyin.

Ülkenin geleceği, bizim gibi aydın fikirlilerin cesaretine bağlıdır.

Bizler dogmatik despotlardan daha cesur, veya en az onlar kadar cesur olamadığımız sürece, ülkenin ilerlemesi mümkün değildir.