Naturalizm ve Materyalizm

Naturalizm ve Materyalizm

Naturalizm ve materyalizm aynı şey midir, farklı şeyler midir? Farklıysa, birbirleriyle nasıl bir ilişki içindedirler?
Naturalizm, her şeyin doğal sebepler ve kanunlar çerçevesinde açıklanabileceğini söyleyen felsefi bakış açısıdır.
Materyalizm ise maddenin varolan tek gerçek olduğunu, maddi olmayan her şeyin (zihinsel olaylar, vs) maddeye indirgenebileceğini söyler.
Günümüzde madde deyince enerji, kuvvetler, uzayın eğriliği, vs gibi bilimsel olarak ölçülebilen herşey işin içine girdiğinden, sonuçta bu naturalizmle aynı anlama geliyormuş gibi geliyor insana. Öyleyse ikisinin neden farklı isimleri var felsefede? Yoksa bunlar aynı şeye verilen iki farklı isim midir?
İşin aslı, aralarında ince bir fark var naturalizm ile materyalizmin. Bazılarına göre bu fark o kadar önemsiz ki, es geçilebilir ve ikisi aynı şey gibi değerlendirilebilir.
Fakat pek çok başka kaynak, bu farkın altını çiziyor.
Materyalizm, gerçek anlamda varolan şeylerin sadece fiziksel ve maddi şeyler olduğunu, her türlü zihnsel ve benzeri fenomenin fiziksel nesnelerin bir özelliği olarak değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Yani varlığın yapısı ile ilgili bir yargıda bulunuyor. Varolan şeyler, ne tür şeylerdir sorusunu cevaplıyor.
Naturalizm ise, tüm nesnelerin, olayların, değerlerin, vs gerçek ve nedensel faktörler bağlamında, herhangi bir doğaötesi kavrama başvurmadan açıklanabileceğini söylüyor. Yani bir bakıma, açıklamalarımızda neye dayanmalıyız, açıklamalarımızın çevçevesi ne olmalıdır gibi bir soru ile ilgileniyor.
Fakat sonuçta söyledikleri şey aşağı yukarı aynı kapıya çıkıyor.
Yine de biraz daha açarsak, aradaki ince farklar biraz daha açığa çıkıyor.
Bu tür felsefi bakış açıları, sonuçta birer kabuldür. Naturalizm, herşeyin doğal süreçlerle açıklanabileceğini kabul ediyor. Mesela, bir odada yatıyoruz ve birden odanın ışığı yanıyor. Naturalist bakış açısı, burada ışığı yakan faktörün cin, peri, ya da Tanrı değil, doğal bir faktör olması gerektiğini farzediyor. Olayı incelemek için, acaba ışığı kim açtı sorusundan başlıyor. Eğer ışığı açan görünürde biri yoksa, o zaman ışığı açan bir teknik mekanizma mı var, bunu kim kurdu, vs diye incelemesine devam ediyor. Yani herhangi bir noktada doğaüstüne, ölçülüp algılanmayacak herhangi birşeye başvurmuyor. Herşeyi doğa içinde kalarak inceliyor.
Materyalizmde ise kabul biraz daha fazla. Materyalizm, özü itibariyle naturalist. Dolayısıyla, açıklamalarda doğal sebeplere dayanıyor ve her şeyin doğal sebeplere indirgenebileceği kabulünü yapıyor.
Ama materyalizm aynı zamanda, maddesel olandan başka bir gerçeklik olmadığını da savlıyor. Yani bir bakıma bir kabulde daha bulunmuş oluyor. Ya da başka bir bakış açısından, materyalizm belki fazladan bir kabulde bulunmuyor ama naturalizmden farklı bir kabulde bulunuyor ve materyalizmin kabulü, naturalizmin kabulünü de kapsamış oluyor.
Bir de özellikle ABD’de, naturalizmin çeşitlerinden bahsediliyor. Naturalizm, ‘felsefi naturalizm’ ve ‘metodolojik naturalizm’ diye ikiye ayrılıyor mesela. Benim yukarıda bahsettiğim naturalizme ‘metodolojik naturalizm’ deniyor. Felsefi naturalizmin ise çerçevesi biraz daha geniş. Felsefi naturalizme bazen ‘ontolojik naturalizm’ hatta ‘metafizik naturalizm’ de deniyor. Bu tarz bir naturalizmi, pek çok filozof materyalizmle eşdeğer tutuyor. Hatta felsefi naturalizm (ya da ‘ontolojik naturalizm’) materyalizmin ta kendisidir diyorlar. Çünkü birşeyin ontolojisi, o şeyin varlığı ile ilgileniyor ve materyalizm de varlığın özü ile ilgili kabulde bulunan bir düşünce biçimi olduğundan, kendisine ‘ontolojik naturalizm’, hatta ‘metafizik naturalizm’ de deniyor.
Metololojik naturalizm ise yazının başlarında tanımladığımız naturalizme deniyor. Bu naturalizmde varlığın özü gibi bir soru ile ilgilenilmediğinden, pek çok filozof metololojik naturalizmi felsefi naturalizme (yani materyalizme) tercih ediyor.
Peki materyalizm diye alışılmış bir terim varken, bu naturalizm ve onun bilmemkaç versiyorunu nereden çıktı diye sorulursa, birincisi yukarıda da açıklamaya çalıştığım gibi ayrımlara yol açan ince farklar var.
İkincisi ise, materyalizm daha çok komünistler tarafından sürekli dile getirilen bir bakış açısı olduğundan, bir bakıma o ideoloji ile özdeşleştirilmiş ve bu yüzden Batı filozofları tarafından daha az kullanılır hale gelmiş olabilir. Bunda tabi bir de Batı felsefesinde, özellikle amerikan felsefi geleneğinde, materyalizmin genellikle daha dar bir anlamda kullanılıp algılanması ve daha çok ruh-beden problemi ile ilgili olarak dile getirilmesinin rolü olabilir. Bir bakıma, diyalektik materyalistlerin ‘kaba materyalizm’ dediği bakış açısına benzer bir anlamda algılanagelmiş ‘materyalizm’ sözcüğünün, daha genişletilmiş anlama gelen ve bazen ‘bilimsel materyalizm’ denen biçimi, Batı felsefesinde yerini ‘felsefi (ya da ontolojik, metafizik) naturalizm’ terimine bırakmaya başlamış gibi gözüküyor. Tabi ‘bilimsel materyalizm’ terimi de hala çok kullanılıyor, fakat gördüğüm kadarıyla Batı üniversitelerinin felsefe kürsülerindeki pek çok kişi, materyalizm yerine, naturalizmi benimsemeyi tercih ediyor. Hatta pek çoğu, felsefi naturalizmi bile değil, daha çok metodolojik naturalizmi savunuyor, çünkü maddi olanın ötesinde varlık dünyası olarak hiçbirşey olmadığını iddia eden bir konumda olmak istemiyorlar. Onun yerine daha güvenli olan ve belki çerçevesi de daha dar kabul edilebilecek metodolojik naturalizmi savunuyorlar.