Materyalizm Çöktü Mü ?

Materyalizm Çöktü Mü ?

Felsefedeki idealizm ve materyalizm ayrımı genel bir ayrımdır. Bunlar dünyaya olan bakış açısı farklarını ifade ederler. Varlığın asıl kökeninin maddi, somut ve algısal olan mı, yoksa manevi, soyut ve algılanamaz olan mı olduğu konusundaki bakış açısı farklılığıdır bu ayrımın kökeni. Evrenin nasıl ortaya çıktığı veya çıkıp çıkmadığı veya sonsuzdan beri var olup olmadığı gibi konular bu ayrımla ilgili olmalarına rağmen, köken olarak bu materyalizm ya da idealizm akımlarının zorunlu parçası olan konular değillerdir.
Elbette bir idealist, evrenin kökeni ile ilgili belli tür açıklamalara kendini daha yakın hissedecek, belli bazı açıklamalara ise daha soğuk bakacaktır. Aynı şey bir materyalist için de geçerli. Dünyaya materyalist bakış açısıyla bakan birinin de evrenin kökeni ile ilgili açıklamalar arasında hoşuna gidenler ve gitmeyenler olacaktır.
Fakat bu durum, idealistler evrenin kökeni konusunda şu teoriye sahiptir, materyalistler bu teoriye sahiptir gibi bir sonuca indirgenemez. Çünkü evrenin kökeni ile ilgili teori geliştirmek kozmolojinin ve bilimin işidir, felsefenin değil. Felsefe bakış açısı getirmekle yetinir veya yetinmelidir. Bu tür bilimsel problemlerle ilgili bağlayıcı sonuçlar ve açıklamalar öneremez, önermemelidir.
Fakat önermemiş midir geçmişte? Önermiştir. Geçmiş zamanlarda filozoflar, bugün bilimin yaptığı işlerin bir kısmını da üstlenmişlerdir. Zaten modern bilim dallarının çoğunun kökeni felsefedir. Bilim dalları, olgunlaştıkça birer birer felsefeden kopmuştur.
Doğal olarak, geçmişte yaşamış filozoflar arasında evrenin kökeni, varoluşu (veya olmayışı) gibi konularda açıklama girişimlerinde bulunmuş olanlar bulunmaktadır. Fakat nasıl ki kendileri idealist olan Platon ve Leibniz gibi düşünürlerin “idea” ve “monad” gibi kavramlara dayalı ve modası geçmiş fikirlerine günümüzde inanılmıyor diye, idealizm ve idealist bakış açısı çökmüştür demiyorsak, bazı diyalektik materyalist filozoflar da, evrenin kökeni ile ilgili materyalizmin normalde amacını ve sınırını aşan türde yorumlar yaptılar ve bu yorumları günümüzdeki popüler teoriyle uyuşmuyor diye materyalizm ve materyalist bakış açısı çökmüştür diyemeyiz.
Çünkü evrene öncesiz ve sonrasız diyenler sadece materyalizmin bir alt kümesi olan diyalektik materyalistler arasındaki bazı filozoflardır. Harun Yahya’nın sayfalarında yer alan bu türden yazılar insanlara yanlış ve çarpıtılmış bilgi veren yanıltıcı yazılardır. Feuerbach, Engels, Marks ve Politzer gibi tümü Marksist olan filozoflardan yapılan alıntılara dayanarak felsefenin temel iki kolundan biri kesilip atılamaz. Materyalizm, diyalektik materyalistlerin tekelinde olmadığı gibi, diyalektik materyalistlerin de tümü evren için öncesiz ve sonrasızdır yargısında bulunmamışlardır. Böyle bir yargıda bulunabilmek için, her şeyden önce veri gerekmektedir. Hiç kimse evrenin geçmişine tanık olmadığına ve sınırlarını gözlemediğine göre (en azından o dönemde diyelim, çünkü günümüzde sınırlı da olsa evrenin geçmişi ve sınırı ile ilgili gözlemler yapılabilmekte), aslında o dönemin filozoflarına bu konuda bir yorum yapmak düşmez. Ancak bakış açılarını, tercihlerini, tahminlerini belirtebilirler, yoksa doğruluğunu iddia ettikleri bir açıklama sunamazlar. Sunmamalıdırlar.
Materyalizm, sadece maddi ve somut olanın, manevi ve soyut olandan önce geldiğini ve manevi ve soyut olanın, maddi ve somut olandan çıktığını söyler. Bunun bir uzantısı olarak da, evrenin insan tarafından açıklanabileceğini düşünür. Materyalist bakış açısı bundan ibarettir. Buna eklenen herhangi bir şey, bu bakış açısıyla eğer uyumluysa, ancak bir “materyalist felsefi evren açıklaması” olabilir. Sadece kendisini ileri süren filozofu bağlayan ve sınıflandırmada materyalizm kanadında kalan bir açıklama olur böyle bir açıklama. Başka bir şey değil. Materyalizmin yerine geçemez. Çünkü sınıflandırmada materyalist tarafta kalan, fakat birbiriyle örtüşmeyen açıklamalar da mümkün olabilir. Aynı şey idealizm için de geçerli. Sınıflandırmada idealizm kanadında kalan, fakat birbiriyle çelişen veya birbiriyle örtüşmeyen açıklamalar da mümkündür ve felsefede vardır.
İşte o yüzden günümüzde felsefe, artık eski felsefe gibi değil. Felsefenin ilgilendiği konular ve alanlar daha bir spesifikleşmiştir artık. Eski çağlarda felsefenin ilgilendiği pek çok konu, tek tek bilimin alanına katılmış, ayrı bilim dalları olarak varlıklarını devam ettirmişlerdir. Felsefeye ise bilgi teorisi (epistemoloji) ve ahlak (etik) gibi belli başlı bazı konular kalmıştır. Felsefe zaten dört ana gruba ayrılır eskiden beri: Epistemoloji (bilgi teorisi), Ontoloji (Varlıkbilim), Etik (Ahlak) ve Metafizik (Fizikötesi). Metafizik artık tamamen modası geçmiş bir alandır. Ontoloji, artık fizik ve kozmolojiye katılmış ve bilimin alanına geçmiş bir konudur. Ahlak bile sosyoloji, psikoloji ve hukuk bilimi gibi alanların konuları olarak aslında kısmen bilimselleşmiştir. Geriye aşağı yukarı sadece bilgi teorisi kalmıştır bile denebilir belki.
Bu yüzden eski filozofların dediğine bakarak, felsefedeki temel iki gruplandırmadan biri veya diğeri reddedilemez, reddedilmemelidir.
Günümüzde bilgi alanında söz sahibi olan konu felsefe değil, bilimdir, bilimin dediklerine ve geldiği noktalara, yaptığı açıklamalara bakılmalıdır. Bilim ise, herkesin bildiği ve söylediği gibi materyalisttir. “Günümüzde materyalizm çökmüş müdür?” sorusu aslında o kadar absürd bir soru ve o kadar absürd bir iddiadır ki, kendisine ancak Harun Yahya ve benzeri kaynaklarda rastlayabilirsiniz. Gidin günümüzde çıkan ciddi felsefe dergilerini araştırın, bu konularda günümüz filozoflarının ve bilgi teorisi uzmanlarının fikirlerine bir bakın, entelektüel alanda materyalist bakış açısının ezici üstünlüğünden ve popülerliğinden bahsedecektir size bu uzmanların tümü. Tabi Ateistforum’a gelen kişiler genellikle bu konuları çok fazla okuyan ve araştıran kişiler olmadıklarından ve bilgi kaynakları da belli başlı yerler olduğundan, kendilerinden bu konudaki mevcut modern bilgilere kolayca ulaşmalarını beklemek de biraz haksızlık. Sonuçta bu kişiler, bilim dünyasında evrim teorisinin bu derece üstünlüğü ve genel kabul görmesine rağmen, bu bilgilere ve bilimdeki bu bakış açısına yabancıyken ve hala evrim teorisi gibi bir konuyu bile tartışmalı, hatta çürütülmüş bir konu zannederken, daha da spesifikleşmiş ve entelektüel bilgi gerektiren bu tür diğer konularda doğru ve gerçek bilgilere ulaşmalarını beklemek elbette zor. Zaten bu yüzden bu forumda ve sitede yapmaya çalıştığımız, kısmen bu tür şeyler. Bu konulara erişimi olmayan kişilere, özet şekilde, ihtiyaç duydukları bilgileri ve bakış açılarını vermeye çalışıyoruz.
Big Bang
Gelelim Big Bang konusuna. Yaratılışçılar aslında Big Bang teorisine başından beri soğuk yaklaşmışlar, bu teoriyi sevmemişler, evrende her şeyi, başlangıçtan itibaren doğal süreçlerle açıkladığı gerekçesiyle ve “Tanrı’nın mucizeleri” veya “Tanrı’nın evrenin işleyişine karışması” gibi kavramları sahne dışına ittiğinden, aslında bu teoriyi evrim teorisinin genişletilmiş hali olarak görmüş ve kendisine karşı çıkmışlardır. Yaratılışçı iddialar arasında, Big Bang’in yanlış olduğu, kızıla kaymanın doppler etkisinden değil foton yaslanmasından dolayı gerçekleştiği, vs. gibi iddialar vardır. Bu tür iddiaları, hala pek çok yaratılışçı sitede görebilirsiniz.
Yani, aslında Evrim-Yaratılışçılık tartışmalarında, Big Bang’e karşı çıkan taraf yaratılışçılar, savunan taraf evrimcilerdir. Fakat her nasılsa bu durum günümüzde bazı işgüzar yaratılışçılar tarafından tersine çevrilmeye çalışılmaktadır. Günümüzde artık bazı yaratılışçı siteler Big Bang teorisine dört elle sarılır, bu teoriyi dinlerin yaratılış fikriyle bağdaştırmaya çalışır. Kuran’da Big Bang’den bahsedildiği iddiası, bizim saf İslamcılar arasında yaygın bir iddia olduğundan (Zariyat 47, daha önce forumda defalarca tartışılmıştı), bizim Harun Yahya ve benzerlerinin, Big Bang’e karşı çıkan değil, onu savunan yaratılışçı akımların dediklerini Türkçeye çevirip karşımıza getirmeleri aslında doğaldır.
Bütün bunlar bir yana, ne kutsal kitaplardaki yaratılış hikâyesinin günümüzdeki Big Bang teorisiyle örtüşen bir tarafı vardır, ne de Big Bang teorisinin materyalist veya bilimsel dünya görüşüyle çelişen bir tarafı vardır. Sitemizdeki yazılar bölümünde, yaratılışın kuranda nasıl geçtiğine dair bir yazımız var, onu okursanız göreceksiniz ki, kuranda (ya da İncil veya tevratta) geçen yaratılışın bilimdeki Big Bang teorisiyle bir ilgisi yoktur. Tabi bunu anlamak için, bir de bilimdeki big bang teorisini anlatan ciddi ve bilimsel kaynaklar da okumanız gerekir.
Pekâlâ, Big Bang materyalizmle çelişmez, orasını anladık, ama Big Bang ateizmle çelişmez mi diye bir soru gelebilir okuyanlardan bu noktada, bu yüzden o konuya değineceğim. Ateizm, hep söylediğimiz gibi, bir iddia değil, bir reddir. Dolayısıyla, evrenin kökeni üzerine bir açıklaması veya bir önerisi yoktur. Ateistler, bu konulardaki soruları, genel olarak bilime havale ederler ve bilimin açıklamalarını benimserler. Bilim ise, yukarıda belirttiğimiz gibi, köken olarak materyalisttir. Dolayısıyla, materyalist ve bilimsel bir dünya görüşüyle çelişmeyen bir teori, ateizmle de çelişmez.
Peki, nasıl olur, Big Bang evrenin bir başlangıcı ve bir ortaya çıkış noktası olduğunu söylemiyor mu, bu ise yoktan varoluşu ve dinlerdeki yaratılış fikrini çağrıştırmıyor mu diye sorabilirsiniz. Aslında bu tür düşünceler, kozmolojideki tüm fikirlere ve Big Bang de dahil pek çok açıklamaya yeterince vakıf olmamaktan kaynaklanır. Big Bang’in kökeni ve evreni oluşturan madde ve enerjinin nereden geldiği gibi konular, açıklamaları doğaüstü bir yaratıcı fikrine bağlanması gereken konular değildir. Bu konuları hemen doğaüstü bir yaratıcı fikrine bağlamak, böyle bir bakış açısına şartlanmış ve alışmış oldukları için insanların aklına gelmektedir. Zaten bilgi eksikliği olan veya bilimin tam olarak açıklayamamış olduğu her konuda ortalama insanın aklına hemen otomatik olarak doğaüstü faktörler ve yaratıcı fikirleri gelir.
Elbette bilimin günümüzdeki düzeyinde, henüz evrenin kökeni konusunda her soru çözülmüş değildir. Fakat bu konuda tamamen karanlıkta değiliz. Örneğin, biliyoruz ki, mekân (ya da uzay), evrenin genişlemesinden gelmektedir. Evrendeki toplam enerji sıfır olabilir. (Buna imkân veren açıklamalar vardır). Diğer konularda da kozmologların, gözlemlerle tutarlı, fakat herhangi bir doğaüstü etken ya da yaratıcı fikrine gereklilik göstermeyen açıklamaları vardır. Örneğin, zamanın birden fazla boyutu olabilir ve diğer boyutu sınırsız olabilir (dolayısıyla zamanın başlangıcı diye bir şey olmayabilir). (Hawking 2001). Ya da evren sonsuz bir varoluş ve yok oluş çevrimi içindeki “cyclic” bir evren olabilir. Her big bang, bir big crunch ile sona erip, yeni bir çevrim başlatıyor olabilir. (Steinhardt and Turok 2002). Ya da evrenimiz, başka bir evren ile çarpışarak kendisini yeniliyor olabilir (Seife 2002).
Özellikle başka evrenler fikrine dayalı pek çok başka açıklama da bulunmaktadır günümüzde, ve hem big bang’i açıklayan, hem de köken sorununa çözüm getiren açıklamalardır bunlar. Bu tür fikirlerle ilgili bir yazıyı, sitemizde Başka Evrenler başlığı altında bulabilirsiniz.
Ayrıca, yine sitemizdeki, bana ait Evrenin Kökenine Ait Spekülasyonlar isimli yazıyı öneririm. Orada da, özellikle yazının ikinci kısmında, evrenin kökeniyle ilgili, içinde Tanrı fikri taşımayan çeşitli olasılıklardan ve fikirlerden bahsedilmektedir.
Yani, kısacası, Big Bang evrenin bir başlangıç anından bahsediyor diye, ortada ateizmi ve ateistleri, hele de materyalizmi zor duruma sokacak bir durum yoktur. Bunu böyle göstermeye çalışmak Harun Yahya ve benzeri din tacirlerinin marifetidir.
Ayrıca, bir de bütün bunlardan sonra, sunu da kısaca eklemeliyim ki, bu yazıda Big Bang lehine o kadar söz söylemiş olmama rağmen, aslında ben kişisel olarak Big Bang teorisini pek sevmiyorum. Bu yazıda, bu teoriyi savunan türde yazmamın sebebi, bu teorinin doğru olmasının ve bu teoriyi savunmanın, materyalizmle veya ateizmle çelişen bir yanının olmadığını göstermeye çalışmaktır. Big Bang teorisi doğru olsa da, olmasa da, ne materyalizm, ne de ateizm bundan zarar görmez. Çünkü zaten her şeyden önce, ateizm bir açıklamada bulunmaz. Kendisi bir evren açıklaması sunmayan bir düşünce şekli, nasıl belli bir evren açıklamasıyla çürütülebilir ki? Zaten kendisi iddiada bulunmayan bir şey, nasıl çürütülebilir? Ateizmin tek iddiası, teist iddiaların geçersiz olduğudur. Ateizm, bu konuda açıklamalar ve deliller getirir. Ateizmin yargılanacağı tek alan budur. Evreni kutsal kitaplardaki gibi bir Tanrı’nın yarattığına dair ortada geçerli bir delil olmadığı gösterilebilirse, ateizm iddiasını kanıtlamış olacaktır. Ateizm bundan fazlasını söylemez çünkü.
Big Bang teorisi doğru olsa da, olmasa da, bundan ne ateizmin, ne de materyalizmin olumsuz etkilenmeyeceğini söyledikten sonra, bir de yukarıda başladığım açıklamanın devamı olarak şunu eklemek isterim ki, ben kişisel olarak Big Bang teorisinde bazı eksikler ve yanlışlıklar olduğunu düşünüyorum ve kozmoloji biliminin günümüzde yeteri kadar gelişmiş olmamasından dolayı, bu eksikliklerin ve çürük noktaların henüz giderilememiş olduğunu düşünüyorum. Hatta ileride Big Bang teorisinin en temel iddialarının dahi, bir yorum farkıyla farklı değerlendirilmeye başlanabileceği ve günümüzde anlaşılan şeklinin yanlış olduğunun ortaya çıkabileceğini düşünüyorum. Bu tür gelişmelerin, hiç de azımsanmayacak bir olasılık olduğu fikrindeyim. Bu fikirlerimin sebeplerini ise, yine bu forumda ve arşiv ateistforumlarda daha önce yazdığım Big Bang üzerine olan bazı yazılarda görebilirsiniz.