EVRİM ZAMANDIR

EVRİM ZAMANDIR

Dindarların evrim konusuna direnmelerinin iki temel nedeni var.
Birincisi ölümsüzlük gibi bir avuntunun çürütülmesidir.
Ruh gibi ölümsüz , zaman ve maddeden bağımsız şeylerin var olduğunu düşünmektedirler. Ve öldüklerinde ahiret adı verdikleri bir dünyaya gideceklerini zannetmektedirler.
Bilimsel düşünce; ruh, ahiret ve allah gibi soyut kavramların metafizik şeyler olduğunu, yalnız insan düşüncesi tarafından üretildiğini öğütler.
İkinci önemli nedeni ise zamanı değerlendirme yetersizlikleridir. Özellikle zamanın ne olduğunu algılayamamaktadırlar. Gündelik yaşamaktadırlar, geçmiş ve gelecek konularının neler getirip neler götürdüklerini kavrayamamaktadırlar.
Şu çok önemli açık bir gerçektir.
Evrim zamanın ta kendisidir. Deniz kenarları ve dere yataklarında kumlar çakıllar nasıl oluşmuşsa, canlılar da aynı mekanizmalarla oluşmuştur. Vadiler, sarkıt dikitler, travertenler ve peri bacaları nasıl oluşmuşsa canlılarda aynı mekanizmalarla oluşmuşlardır.

Su (H2O), TUZ (NaCl), AMONYAK (NH3) Nasıl oluşmuşsa, nükleik asitler de aynı şekilde oluşmuşlardır. Bu oluşumlar atomların, elementlerin ve maddelerin fiziksel ve kimyasal özellikleri, davranış biçimleri nedeni ile oluşmaktadırlar.
Çevremizdeki her şey, her olgu, her madde sürekli hareket ve değişim içindedir. Bu hareketler zaman’ı oluştururlar.
Yine; canlıların iki önemli özelliği nedeniyle bizler insan olma düzeyine kadar gelebildik.
Birinci özellik canlıların ilk yapı taşları olan amino asitler kendi gibi aminoasitleri sentezleyebilmeleri (kendi benzerlerini üretebilmeleri) dir.
İkincisi ise devamlı kendini yenileme yeteneklerine yeni ve değişik yenilemeler katılarak bu yenileme işlemlerinin çeşitlenmesidir. Çeşitliliğin birikmesidir.
Çeşitliliğin birikmesi ortam şartları süzgecinden geçerek oluşmaktadır. Ortama en iyi uyum sağlayan sürekliliğini koruyabilmektedir. Yılanın zehri, kendisinin avantajı, avının dezavantajıdır. Doğada kalmanın avantajları bile görecelidir.
Bu çeşitliliğin ve avantajların birikimi, bir düzeye gelince, sanki canlılar, ortama göre tasarlanmış gibi bir görünüm yaratmaktadır. Halbuki bu durum bir sonuçtur. Böyle durumlara neden ararsak adım adım geriye bakmak gerekir.
Ancak bizim dindarlarımız, “Allah ol dedi oldu” kolaycılığına kaçmaktadır. Bu nedenle ilimde, bilimde bir adım ileri gidememektedirler. Bir canlının bu düzeye nasıl geldiğini bilemeyenler, nereye gideceğini de bilemezler. Genetik bulguların ne anlama geldiğini, Genetik çalışmaların kazanımlarını düşünemezler.
Tekrar büyük puntolarla belirteyim.
Evrim zamandır. Evrimi inkar etmek zamanı inkar etmektir!
Hiçbir şey başlangıçta olduğu gibi değildir. Hiçbir şey durağan değildir. Her şey değişmektedir.
Sinek türlerinde, bitkilerde ve mikroplarda evrim, deneysel olarak gösterildiği halde dindarların
“Bütün canlılar yaratıldığı gibi değişmeden varlıklarını sürdürüyor” iddiası, inatçılıktır. Dünya düzdür demekten farkı yoktur.
Onları bu inatçılıktan vaz geçirmek gerek. En azından bilimin konularından uzak tutmak, inançlarıyla bilimsel konulara açılım getirmelerine fırsat vermemek gerek. İnançların kendi alanında kalmasını, bilimin ise kendi kulvarında ilerlemesini sağlamak, herkesin yararına olacaktır.