BİLİNMEYEN

BİLİNMEYEN

Öyle tahmin ediyorum ki insanlar bilinenlerden daha çok bilinmeyenler üzerine fikir beyan etmişlerdir. Hayal kurmuş, inanmış, inanç sistemleri oluşturmuşlardır.
Bilinmeyen kurtuluştur. İnsanlar objektif gerçek içinde yaşam mücadeleleri verirken, üstesinden gelemeyeceği, ulaşılması zor ereklerini hep bilinmeyen tarafa havale etmiştir.
Bilinmeyen tarafa, bilinenler üzerinden, olasılık dahilindeki şeylerden daha çok, olmasını istediğimiz, arzu ettiğimiz şeyleri yakıştırırız.
Evrenin bilinmeyen yönleri, Fil tırnağının ucundaki karıncanın fili algılaması gibi metaforlarla ifade edilirken. Karıncanın fili tam olarak anlayamayacağı ön kabülünden hareketle meydan boş bırakılmakta. Atış serbest kabilinden akla gelen yakıştırmalar yapılmaktadır.

Aslında bilinmeyen üzerine hiçbir şey söylenmemesi gerekir.
İsmi üzerinde bilinmeyen.
Bilinmeyen üzerine ne söylenebilir ki. Ne söylesen uydurma, hayal mahsulü, gerçeküstü bir şey olur.
İnsanlar bildiklerini söylerler. Bilmedikleri konularda konuşmamaları, susmaları en doğrusudur. Ancak bilmemek, genelliklik ayıp kabul edildiği için, cahillik olarak nitelendirildiği için insanlar, en bilmedikleri konuda bile cahil damgası yememek için birşeyler söylemek mecburiyetini hissederler.

Halbuki bilmek; imkanlarla, ipuçları ve delillerle, beş duyumuzla algılamakla ve bu algıları doğru değerlendirmekle mümkündür. İmkanlar yeteri kadar gelişmemişse, yeteri kadar bulgu ve tespit yoksa, gitmemiş, görmemiş, işitmemişse bilmesi mümkün değildir.
Bilmediğiniz konularda yalan yanlış birşeyler söylemek faydadan çok zarar doğurur. Hem kendinizi hem başkalarını aldatmış olursunuz.

Bilmediği konularda bilmiyorum diyebilmek en büyük erdemdir.
Bilmediği ancak bilmek zorunda olduğu şeyleri öğrenmemek, öğrenmek için gayret sarfetmemek ayıptır.
Peki doğru bilgiye nasıl ulaşacağız.
Kitaplar, kütüphaneler, konunun uzmanları ve internet.
İnternet yeri doldurulamaz en büyük nimettir. Nerdeyse dünyanın bütün bilgileri internettedir. Veya dünyanın bütün bilgileri internet vasıtasıyla dünyanın bütün insanlarına sunulabilir.
Bu imkanları kullanmak varken.
Ne yazıkki internet sitelerini çökertmeyi, başkalarına kötülük yapmayı kendilerine misyon yapmış, meczuplar var.
Ateizminsonu isimli sitede bir örümcek kafalı meczup ateistforumu ben çökerttim diye övünüyor.

Size müslüman dininin bilimi ve aklı ne derece küçük gördüğünü, kendi kişiliklerini nasıl sıfırladıklarını, akılalmaz şeylerin nasıl yüceltildiğini, idrak etmenin akıl için gereksiz olduğunu ifade eden Ziya Paşa’dan iki mısra ile sözlerime son vereyim.
İdrâk-i maâlî bu küçük akla gerekmez,
Zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez.
Sevgiler.