Big-Bang’in Öncesi

Big-Bang’in Öncesi

Big Bang’in öncesi diye birşeyden bahsedilebilir mi?

Bence bu konudaki problem ‘zaman’ dediğimiz kavramın tanımında. Tüm fizik yasaları zamanın yönüne göre simetrik olmasına rağmen evrende gözlediğimiz düzenli entropi artısı zamanın okunun bu prensip bazında tanımlanmasına sebep olmuş. Klasik anlamda anladığımız şekliyle zamanın oku entropinin değişimiyle ilgili.

Bu anlamda ise elbette bir başlangıç noktasına ulaşılacaktır, fakat burada ulaşılan başlangıç entropi dediğimiz kavramla ilgilidir, yoksa bizim saniyeleri sayma yetimizle değil. Biz entropinin en düşük olduğu noktaya sıfır zamanı dersek, elbette ki bu anlamda tanımlı zamanın başlangıcına ulaşırız. Çünkü saniyeleri saymaya o noktadan itibaren başlarız. Ondan öncesini saymayız.
Fakat aynı zamanda da sayı doğrusu üzerinde seçtiğimiz bir başlangıç noktasından iki yöne doğru da (pozitif ve negatif) sonsuza kadar bir saymanın mümkün olduğunu biliriz. Dolayısıyla, entropinin sıfırlandığı andan önceki saniyelerin sayılması, eğer bu sayma entropiye dayanarak yapılmazsa, Big Bang öncesi zaman anlamına gelecektir. Kim bilir, belki de başlangıç noktası değil, bitiş noktası sıfır entropi olan bir süreç vardır Big Bang’den önce. Bunun böyle olmadığını bilemeyiz. Ve de zamanı entropiden bağımsız değerlendirirsek, Big Bang ‘in öncesinden bahsetmemek için bir sebep kalmaz ortada.
Peki, entropiye dayanarak yapılmazsa, neye dayanarak sayım yapılacaktır denebilir ki bu çok yerinde bir soru. O döneme ait hiçbir şey bilmediğimiz için, böyle bir sayımın o dönem için neye dayanarak yapılabileceğini bilmemize de imkân yok. Bizim bildiğimiz anlamda değişim, Big Bang ile başlıyor.
Fakat ‘Zaman’ın anlamı ve kökenine ait hem felsefede hem de günümüzde teorik fizikte pek çok, hatta bir kısmı oldukça ilginç olan fikirler var.

Örneğin Ernst Mach’in göreceli hareket ve eylemsizliğin kökenine ait fikirlerinin, Einstein’ın genel relativite teorisini geliştirmesine sebep olan belli başlı fikirlerden olduğu söylenir. Mach söyle diyordu: “Şeylerin değişimini zaman ile ölçmek, tamamen gücümüz ötesinde olan bir şeydir. Tam tersi, zaman denen şey, şeylerin değişimi sebebiyle ulaştığımız bir soyutlamadır”. Dolayısıyla Mach’a göre zaman diye bir şey yoktur. Sadece değişim vardır. Bu prensipten yola çıkan çok fazla çalışma yapılmış durumda fizikte. En ilginçlerinden biri ise ünlü fizikçi Barbour’un zamanın var olmadığı, bir illüzyon olduğuna dair fikirleri. Bu fizikçi, zamansız bir fizik geliştirmiş. Düşünün, denklemlerinde zaman diye bir değişken yok adamın. Genel relativite ile kuantum mekaniğinin birleştirilmesinde ortaya çıkan en büyük zorluğun, bu iki teorinin zamanı ele alış şekli olduğu söylenir. Barbour ise burada demiş ki, o zaman bu zaman denen şeyi olduğu gibi ortadan kaldıralım. Bu sayede de bu birleştirme konusunda çok önemli bir yol kat etmiş. Çünkü kuantum evreni statik hale getirildiğinde, pek çok sorun ortadan kalkıyor.

Barbour’un geliştirdiği evren modelinde geçmiş ve gelecek diye bir şey bulunmamakta. Bu, aynı anda hem ölü, hem de canlı olduğumuz tuhaf bir evren modeli. Bu evrende zaman denen şey, tamamen bir illüzyondan ibaret.
Tabi adamın teorisinin ayrıntılarını bilmiyorum. Tek bildiğim, kendisinin son zamanlarda fizikteki en orijinal ve ilginç fikirlerden birini geliştirdiği söyleniyor. Kendisinin hem bir filozof, hem de bir fizikçi olduğu söyleniyor ve fikirlerinin önemli olduğu, gelecek vadettiği düşünülüyor.

Bu adamdan ve fikirlerinden bahsetmemin temel sebebi, zaman kavramı, onu tanımlayış ve anlama şeklimizin sorgulamaya açık olduğunu vurgulamak. Pek çok kavram, nasıl tanımlarsak odur ve ‘zaman’ da öyle.
Dolayısıyla, ‘zaman’ farklı bir şekilde tanımlandığı takdirde, Big Bang’den öncesi diye bir şeyden bahsetmenin de belki mümkün hale gelebileceğini düşünüyorum. Ama bunun ne şekilde yapılabileceğine dair en ufak bir fikrim yok tabi.